Hz İmam Rabbani Sözleri

Akılsız din olmayacağı gibi, aklı yegane ölçü kabul edip, onun yorum ve hükümlerini din olarak kabul etmek de mümkün değildir. Böyle bir şey, Allah’ın gönderdiği din değil, insanın kendi uydurduğu din olur.

Bir farzı vaktinde yapmak, bin sene nâfile ibâdet yapmaktan daha çok faydalıdır.

Büyükleri sevmek, saadetin sermayesidir. Muhabbete müdahane, gevşeklik sığmaz.

Dini hükümleri kendi aklıyla anlamak ve aklı ona rehber etmek isteyen, peygamberliğe inanmamış olur. Onunla konuşmak akıl işi değildir.

Dünyâyı ele geçirmek için âhireti vermek ve insanlara yaranmak için Allahü teâlâyı bırakmak ahmaklıktır.

Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk’a kavuşamaz…

Eflatun, felsefecilerin reisidir. İsa (a.s.)’ın Peygamberliği zamanına erişmiştir, ama O’nu tasdik etmemiştir. Cehaleti sebebiyle kendisinin O’na ihtiyacı olmadığını sandı.

Eshâb-ı kirâm arasındaki uygunsuzluklar ve muhârebeler iyi düşünceler ve olgun görüşler ile idi. Nefsin arzuları ile ve cehâlet ile değildi. İlm ile idi. İctihâd ayrılığından idi.

Farzı bırakıp, nâfile ibâdetleri yapmak boşuna vakit geçirmektir.

Fazladan nafile ibadet yapmaktansa, günahlardan sakınmak daha efdaldir. Tıpkı bir farzın edasının, binlerce nafileden üstün olduğu gibi.

Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

Her arayan bulamayabilir, ancak bulanlar arayanlardır.

İyi biliniz ki, bid’at sahibi ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, katkat daha fenadır. Yetmişiki türlü bid’at sahibi vardır. Bunların içinden en kötüsü, Peygamberimizin Eshâbına düşmanlık edenlerdir.

Kâfirlere kıymet vermek, müslümanlığı aşağılamak olur.

Kıyametli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

Kurtulmanın tek çaresi vardır, o da kurtulanlarla beraber olmaktır.

Mübahları gelişi güzel kullanan, şüpheli şeyleri yapmağa başlar. Şüphelileri yapmak da harama yol açar.

Ölmek, felâket değildir. Öldükten sonra, başına gelecekleri bilmemek felâkettir.

Tarikat gaye değil vasıtadır, ama vasıtaların da en etkili olanıdır.

Varlıkların en üstünü insandır. Mahlûkların en aşağısı, en kötüsü de, yine odur. Çünkü, âlemlerin Rabbinin sevgilisi olan Muhammed Mustafâ insan olduğu gibi, âlemlerin Rabbinin düşmanı olan Ebû Cehl bin Hişâm da insandır.

Zekat niyeti ile bir kuruş vermek, dağlar kadar altını sadaka olarak vermekten kat kat daha sevapdır.