İmam Muhammed Taki Sözleri

Adamın biri: “Bana nasihat edin. deyince İmam (as): “Kabul eder misin?” diye sordu. O adam: Evet, kabul ederim. dedi. İmam şöyle buyurdu: Sabrı kendine yastık et, fakirlikten çekinme, şehvetleri (lezzetleri) terket, heva ve hevese muhalefet et ve bil ki, Allah’ın gözünden uzaklaşamazsınız. Öyleyse nasıl bir halde olacağına dikkat et.

Allah’ın en iyi bağışı afiyettir.

Allah’ın muhabbeti halkın bir çoğuna düşman olmayı gerektirir.

Bir insanın hain sayılması için hainlerin güvendiği şahıs olması yeter.

Bir şeyin işi sağlamlaşmadan önce açıklamak, o şeyin işin bozulmasına sebep olur.

Dört sıfat insanı bir iş yapmaya muktedir kılar: Sıhhat, Zenginlik, İlim ve Allah’ın yardımı.

Eğer cahil susarsa, insanlar ihtilafa düşmez.

Günah işlemek amacıyla Allah’a karşı bahane aramak, helak olmaya sebep olur.

Günah işlemekte ısrar etmek, kendini Allah’ın tuzağından güvende bilmenin sonucudur. Oysa Allah’ın tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan topluluktan başkası güvende olmaz.

Halkın mükafatı, Allah’ın mükafatından sonra ve rızası da Allah’ın rızasından sonra gelir.

İlim Alimin elbisesidir, o halde bu elbiseden asla çıkmamalısın.

İmam dostlarından birine şöyle yazdı: “Bu dünyada birbirimizden ayrıyız. Ama (ahirette) kimin fikri ve inancı, arkadaşının fikir ve inancının aynısı olursa, nerede olursa olsun o da onunla birlikte olur. Asıl yerleşme yurdu, ahiret yurdudur.

Kefili Allah olan bir kimse nasıl zayi olabilir?! Allah’ın takip ettiği bir kimse nasıl kurtulabilir?

Kim bilmediği bir işi yapmaya kalkışırsa, islahdan ziyade ifsad eder.

Kim bir işe şahit olur da onu sevmezse o işte bulunmayan kimse gibi olur. Kim de bir işte bulunmayıp da o işe razı olursa, o işte bulunan kimse gibi olur.

Kim bir işin giriş yollarını bilmezse, çıkış yolları da yüzüne kapanır.

Kim bir konuşanı dinlerse, ona tapmış olur. Konuşan Allah’tan konuşursa, dinleyen Allah’a tapmış olur; konuşan Şeytan’ın dilinden konuşursa, dinleyen Şeytan’a tapmış olur.

Kulların şükrü kesilmezse, Allah’ın bağışının kesilmeyeceğini bilmiyor musun?

Mü’min, Allah’tan olan bir başarıya, nefsinden olan bir ögütçüye ve nasihatçının da nasihatını kabul etmeye muhtaçtır.

Mü’minin izzeti, halktan bir şey dilememesidir.

Nefsinin isteklerine uyan bir kimse, sapmaktan emanda olamaz.

Senin heva ve hevesine uyup da doğru yolu senden gizleyen kimse, sana zulüm yapmıştır.

Şükrü yapılmamış bir nimet, bağışlanmamış bir günaha benzer.

Tövbeyi geciktirmek, aldanmaktır. Vazifeleri hep sonraya ertelemek ise şaşkınlıktır.

Zulmü yapan, ona yardım eden ve ona razı olan o zulümde ortaktırlar.